İmamoğlu derhal serbest bırakılmalıdır!
Erdoğan’ın istifasına kadar yığınsal yürüyüş ve mitingler sürdürülmelidir!
CHP Cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu ile birlikte iki belediye başkanı ve yüzden fazla belediye çalışanı gözaltına alındı. Bu siyasi bir darbedir. Bu operasyon 16 milyon İstanbullunun iradesinin gaspıdır. Partimiz Erdoğan’ın bu darbesini şiddetle protesto eder, eylemlere katılarak halkımızın kabaran direnişini var gücüyle destekler.
Erdoğan son zamanlarda derinleşen ekonomik kriz koşullarında hem TÜSİAD’a kadar uzanan tüm muhalif güçlere hem de Kürt halkına gözdağı veriyor, kendisine tehlikeli olabilecek herkese karşı önleyici tedbirlere başvuruyordu. Son olarak İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığını ilan edip kendisine meydan okumasına karşılık onun üniversite diplomasını iptal ettirdi. CHP ile DEM parti arasında gelişmeye başlayan dayanışmanın daha da güçlenmesinden korkuyordu. Panik içinde bu siyasi darbeye başvurdu. Ama bu adım geri tepebilir ve Erdoğan’ın sonunun başlangıcı olabilir.
İmamoğlu’na karşı hem “kent uzlaşısı” çerçevesinde “terör örgütüne yardım etme”, hem de “yolsuzluk” yapma suçlamaları yöneltildi. “Yolsuzluk” suçlamasından tutuklanmasına karar verildi. “Terör” soruşturmasında ise “kuvvetli şüphe bulunmasına rağmen, diğer soruşturma kapsamında tutuklandığı” gerekçesiyle serbest bırakıldı. Bu, ileride bir beraat kararı çıkacak olursa, “terör” suçlamasının devreye sokulacağı anlamına geliyor.
İmamoğlu’nun yaptığı iddia edilen “yolsuzluk” suçu “kişisel verileri kaydetmek”, “rüşvet almak”, “kamu ihalesine fesat karıştırmak”, “suç işleme amacıyla örgüt kurmak”tı. Bu suçlamalar sadece bir gizli tanığın ifadesine dayanmaktaydı. Oysa hiç kimse gizli bir tanığın ifadesiyle tutuklanamaz. Bu yapılıyorsa, hak, hukuk, adaletin bittiği anlamına gelir. Zaten İmamoğlu’na yöneltilen suçlamaların siyasi olduğu kanısı kamuoyunda çok yaygındır.
Erdoğan bu adımla kendisine “tehlikeli” olabilecek her adayı yenebileceğini, iktidarı asla elinden bırakmayacağını göstermeyi amaçlıyor, yani ölünceye kadar başkan kalmanın hazırlığını yapıyor. Muhalafeti tamamen sindirmek, ülkeyi “dikensiz gül bahçesine çevirmek” için ona göre her yönteme hem zora ve şiddete hem de her türlü hileye başvurmak mubahtır. Gerekirse kendisini seçimsiz Milli Reis ilan etme planı dahi vardır. Çünkü iktidarı bıraktığı zaman başına neler geleceğini biliyor.
Erdoğan’ın Gezi’den beri en çok korktuğu, yığınların sokaklara, meydanlara çıkması, özellikle Türk ve Kürt halkının birlikte mücadelesidir. İmamoğlu’nun adaylığını ilan etmek için yaptığı mitinglerin kalabalığı onu korkuttu. Kendi ekonomi politikalarına, enflasyona, işsizliğe, pahalılığa, fakirleşmeye karşı öfkeli halk yığınlarının İmamoğlu’nun çevresinde birikmekte olduğunu, iktidarın elden gidebileceğini gördü.
Ama İmamoğlu’nu tutuklatmakla Erdoğan’ın korktuğu daha da çok başına geldi. Şimdiye kadar ürkek ve çekingen davranan yığınlar, üzerlerindeki ölü toprağını attılar. Hak, hukuk, adalet, demokrasi ve özgürlük istiyorlar. Yapılan yürüyüş ve mitingler İmamoğlu ile dayanışmayı çoktan aştı. Özellikle gençler bu düzende kendilerine bir gelecek olmadığını görüyor, “Halk iradesi gaspedilemez!”, “Kurtuluş sokaktadır!”, diyorlar, Erdoğan’ın istifasını ve düzenin değişmesini istiyorlar. Bu Türkiye’de yeni bir kalkışmanın başlangıcı olabilir.
İmamoğlu’na siyasi darbe yaparak Erdoğan yığınları kendine karşı ayağa kaldıracak fitili ateşledi. Şimdi görev yığınların direnişini desteklemek ve sürdürmektir. Hem İmamoğlu ile dayanışma yükseltilmeli, hem Erdoğan’a yönelik istifa talebi canlı tutulmalıdır. Bu da tüm sol ve devrimci güçlerin aktif olarak bu eylemlere katılmaları, yığınlar içinde aktif çalışmaları, işçi, emekçi, emekli yığınları bu eylemlere daha da çok çekmeleriyle mümkündür.
Politik olarak CHP ile DEM partisi arasındaki dayanışmanın her düzeyde daha da güçlenmesi kilit önem taşıyor. CHP tabanına ve emekçi yığınlara Erdoğan’ın attığı bu adımın tek başına her şeye hükmeden daha da faşizan bir rejim kurmak olduğu, Kürt yığınlarına Erdoğan’a sokaktan birlikte baskı yapılmadan barış sürecinin ilerlemeyeceği gösterilmeli, Erdoğan’dan kurtuluşun ve demokratikleşmenin ortak mücadele ile olacağı anlatılmalıdır. Gezi’den ders çıkararak işyerleri, üniversiteler ve mahallelerde yığın eylemlerini yönlendirecek komiteler kurulmalıdır.
Şimdi işçi sınıfı ve emekçilerle, sendika, baro ve odalarla, gençler ve kadınlarla, çevre ve iklim aktivistleriyle, CHP’den DEM’e kadar tüm sol, sosyal demokrat, sosyalist, komünist, devrimci, demokrat güçlerle en geniş bir ittifakı kurma zamanıdır. İmamoğlu’nun özgürlüğüne kavuşması, Erdoğan’ın istifa ettirilmesi ancak böylesine geniş bir ittifakla mümkündür. Doğan bu fırsat kaçırılmamalıdır.
TKP – 1920 23.03.2025