DEM Parti İmralı heyeti Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısını kamuoyuyla paylaştı. PKK’ya seslenen çağrıda “Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir” diyen Öcalan bu perspektifi ortaya koyarken, “Şüphesiz pratikte silahların bırakılması, PKK’nın kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir” diyerek iktidara ve topluma da bir çağrı yapmış oluyor. O bununla hem PKK’nın hem de iktidarın eş zamanlı yerine getirmesi gereken sorumlulukları vurguluyor.
Çağrının yapıldığı 27 Şubat 2025 günü Türkiye ve Orta Doğu halklarının tarihine bir dönüm noktası olarak geçecektir. PKK’nın 40 yıldır süren “cumhuriyet tarihinin en uzun ve kapsamlı isyan ve şiddet hareketi” nin sona ermesi Türkiye’de ve bölgemizde barış ve demokrasi mücadelelerinin önündeki engellerin aşılmasına yardımcı olacaktır.
Öcalan çağrısında gerek PKK’nın silahlı mücadelesinin nasıl doğduğunu ve neden bugün tüm grupların silah bırakması ve PKK’nın kendisini feshetmesi gerektiğini tarihsel koşullara bağlı olarak açıklıyor. PKK 20. yüzyılın soğuk savaş ortamında, Türkiye’de Kürt realitesinin yoğun olarak inkar edildiği askeri darbe koşullarında reel sosyalist sistemin ideolojik etkilerinden esinlenerek kurulmuştu. Bu sistemin çöküşünden sonraki yıllarda dünyada ve Türkiye’de yaşanan değişim ve gelişmeler, özellikle de Kürtlerin toplumun demokratikleşmesi oranında kendilerini ifade etme ve örgütlenme yollarının açılması ve en son Suriye ve bölgemizdeki gelişmeler Öcalan’ın bu adımını gündeme getirmiştir.
PKK yönetimi de bu gerçekleri içeren çağrıyı onaylamış ve iktidarın atması gereken ilk adımın Öcalan’ın özgürleşmesi olduğunu vurgulamış, PKK’nin kendisini feshedeceği kongresinin başarısı için de ”Önder Apo’nun bizzat yönlendirmesi ve yürütmesi” gereğinin altını çizmiştir. Başta DEM Parti olmak üzere, CHP ve diğer bazı muhalefet partileri ile Suriye ve Irak’taki Kürt partileri de bu çağrıyı desteklemişlerdir.
PKK ateşkes ilan ederek ilk adımı atarken. DEM Parti süreci vargücüyle desteklerken Erdoğan iktidarı hâlâ bundan sonra atacağı adımlar konusunda açıklama yapmaktan kaçınıyor. Oysa sürecin başarısından Erdoğan ve partisi AKP de sorumludur. Aynı sorumluluk muhalefet partilerinin de omuzlarındadır. Onları da bu süreçte sorumluluk almaya ve destekleyici adımlar atmaya zorlamak bizlerin elindedir. Öte yandan Erdoğan ve AKP her zaman küçük hesaplarla daha önce Dolmabahçe Mutabakatı’nda yaptığı gibi bu süreci de baltalayabilir, provokasyonlar düzenleyebilirler. Buna izin vermemek, sol, demokratik, devrimci ve barışsever güçlerin halkımızla birlikte yürüteceği mücadeleye bağlıdır.
Öcalan’ın bu çağrısı ile demokratik hak ve özgürlükleri için direnen Kürt halkına karşı devletin ülkemizde ve bölgemizde yürüttüğü savaşın bitmesi için ilk defa bu kapsamda büyük bir fırsat doğmuş bulunuyor. Bu fırsatın gerçekleşmesi için halklarımızın buna sahip çıkmasını sağlamak, özellikle tüm sol, demokratik ve devrimci güçlerin, işçi sınıfı ve sendikaların, odaların ve meslek örgütlerinin, baroların, gençlik, kadın ve sivil toplum kuruluşlarının, çevre, doğa ve iklim aktivistlerinin önünde duran acil bir görevdir. Bunun için zaman geçirmeden işçi ve emekçilerle, halkımızla birlikte yığınsal mücadelelere geçmek, sokaklara ve meydanlara çıkmak gerekiyor. Sorumluluğumuzun bilinciyle hareket etmeliyiz.
40 yıllık bu savaşın bitmesi demek, hem Türk hem Kürt analarının göz yaşlarının dinmesi, silahlara giden milyarlarca doların ekonomiye akması, enflasyon ve hayat pahalılığının gerilemesi, eşitlik içinde Kürtlerin ve Türklerin ortak yaşamının güçlenmesi, Kürt sorununun adil ve demokratik bir çözüme kavuşması, böylece Türkiye’nin barış içinde demokratikleşmesi ve halkların özgürce gelişmesinin önünün açılması demek olacaktır.
Bunun için Erdoğan ve AKP iktidarına Öcalan ve Kandil’le yapılan görüşmelerin şeffaf bir şekilde yürütülmesi için tabandan baskı yapmak, somut taleplerle mücadeleye geçmek ve bu taleplere halklarımızın sahip çıkması için çalışmak gerekmektedir.
– Başlayan sürecin yönetimi ve başarısı için Öcalan’ın çalışma koşulları iyileştirilmeli, tam özgürlüğü sağlanmalıdır!
– Başta Demirtaş, Kavala, Yüksekdağ, Atalay olmak üzere hapishanelerdeki tüm politik tutuklulara, gazetecilere ve diğerlerine özgürlük! Operasyonlara son!
– Kayyım atamalarına, belediye başkanları hakkındaki takibatlara son! Kayyımlar kaldırılmalı, belediye başkanları serbest bırakılmalı ve görevlerine iade edilmelidir!
– ”Terörle iltisaklı olma” gerekçesiyle açılan tüm soruşturma ve davalar düşmelidir,
– Terörle Mücadele Yasası kaldırılmalıdır!
– TBMM’de süreci yönlendirmek ve denetlemek için tüm partilerin katılacağı bir komisyon kurulmalıdır!
– TBMM’de süreçle ilgili yasa çıkarılmalı, gereken tüm yasal ve anayasal değişiklikler yapılmalıdır. Kandil’deki tüm savaşçılar özgürce memleketlerine dönebilmelidir!
Barış ve demokratik bir toplum için, Türkiye’nin barış içinde demokratikleşmesi ve özgürleşmesi için mücadeleyi yükseltelim, elimizi taşın altına koyalım! Kalıcı barış ve demokrasiye halkın kararlı mücadelesiyle ulaşılır!
01 Mart 2025
TKP – 1920 www.tkp-online.com